Berke Yekta Özer’in Gözünden…

Uluslararası Bizans Araştırmaları Kongresine katılmanın ve bu sürecin bir parçası olmanın heyecanı içerisinde, beş gün süren oldukça renkli bir kongre deneyimi yaşadığımı söyleyebilirim. Elbette bu süre zarfında dikkatimi çeken pek çok husus vardı. Katılımcı sayısı ve organizasyonun büyüklüğü dolayısıyla oturumlar, plenary sessionlar hariç eş zamanlı olarak düzenleniyordu. Hâl böyle olunca oturumlar arasında tercih yapmak durumunda kalmıştım. İlgi ve çalışma alanlarım doğrultusunda Tarihi Coğrafya ve Dijital Tarih’e yönelik oturumlara katılmaya özen gösterdim. Bu doğrultuda oldukça zevkli ve ilham verici bildiriler dinledim. Mekân üzerine yoğunlaşan araştırmacıların konu seçimleri ve metodolojik çözümlemeleri oldukça ilgimi çekti. Özellikle genç akademisyenler disiplinlerarası yaklaşımları ve başarılı sunumlarıyla ilham verici oldular. Kongre sırasında dikkatimi çeken başka husus ise oturum başkanlarının tartışma bölümüne dair teşvik edici yönlendirmeleriydi. Bu sayede başlayan soru-cevap faslı oturumlara ayrı bir renk kattı ve bu durum katılımcılara, araştırmalarını geliştirme hususunda yol gösterici oldu. Elbette tüm bu süreç akademik etik ve saygı sınırları çerçevesinde ilerledi. Kongrenin akademik dili İngilizceyle sınırlı değildi. Bazı bildiriler Fransızca, İtalyanca ve hatta Modern Yunanca sunuldu. Bu anlamda bazı bildirilere nüfuz edemedim, bunu da kendi haneme bir eksi olarak yazıyorum.
Oturumlar arası verilen molalarda yiyecek ve içecek ikramları Viyana Üniversitesi’nin merkezî avlusu Arkadenhof’da (Revaklı Avlu) yapılıyordu. Tarihî ve sanatsal atmosferiyle son derece özel bir mekân olan Arkadenhof, kongrenin akademik olduğu kadar sosyal bir buluşma alanına dönüşmesini sağladı. Bu vesileyle birçok meslektaşımla tanışma fırsatı buldum. Yine bu doğrultuda çeşitli seremoni ve resepsiyonlar da düzenlendi. Örmeğin Central European University’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve genç Bizantinistleri bir araya getirmeyi amaçlayan “Student and Early Career Networking” adlı etkinliğe katıldım. Etkinliğin temel amacı, genç akademisyenlerin birbirleriyle tanışabilecekleri, araştırmalarını paylaşabilecekleri ve akademik anlamda etkileşim kurabilecekleri bir ortam oluşturmaktı. Aynı etkinlikte bazı akademik dergi ve yayınevleri de yer almıştı. Yayımlamayı düşündüğümüz çalışmalar hakkında kolaylıkla bilgi alışverişinde bulunabiliyorduk.
Burada asıl üzerinde durmak istediğim ve beni en çok mutlu eden gelişme ise ülkemizden geniş bir katılımın olmasıydı. Fırsat buldukça Türk meslektaşlarımın oturumlarına katılmaya gayret gösterdim ve yaptıkları sunumları gururla takip ettim. Ayrıca Viyana’daki Büyük Elçiliğimizi ziyaret ve Boğaziçi Üniversitesi Bizans Çalışmaları Merkezi’nin düzenlediği buluşma başta olmak üzere birçok fırsatta bir araya gelip daha yakından tanışma imkânına sahip oldum. Şüphesiz kongre sürecinin en güzel yanlarından biri de buydu. Çalışmalarıyla Türkiye’deki Bizans çalışmalarına yön vermiş hocalarımızla ve gelecekte bu görevi devralacak genç akademisyenlerle bir araya gelmek benim için oldukça değerliydi. Elbette sohbetlerimiz sadece akademik yönden sınırlı kalmadı, çok güzel dostluklar kurdum ve muhteşem insanlar tanıdım. Hepsine buradan selam olsun! Daha nice büyük organizasyonlarda görüşmek dileğiyle…

Bir Cevap Yazın